Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
çökertiverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çökertivermek işi


çökertivermek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Çabucak veya ansızın çökertmek

Örnek:

1. Cellat çökertiverecek. Sonra kılıç bir kalkacak.

1. Cellat çökertiverecek. Sonra kılıç bir kalkacak.


Telaffuz : çökerti'vermek

çökertme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çökertmek işi veya durumu

Örnek:

1. Kollarım geriliyor, adam gerilmiş kollarımla beni yere çökertmeye çalışıyor.

1. Kollarım geriliyor, adam gerilmiş kollarımla beni yere çökertmeye çalışıyor.

2. Muğla yöresine ait bir tür halk oyunu ve halk türküsü

3. askerlik , askerlik , askerlik , askerlik , Cep


çökertme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Deniz dibine indirilerek üstüne balıklar geldiğinde köşelerinden çekilip kaldırılan ağ


çökertmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Çöktürüp oturtmak

Örnek:

1. Ve devesini çökertip gözyaşları içinde düşünceye daldı.

1. Ve devesini çökertip gözyaşları içinde düşünceye daldı.

2. Bulunduğu yere yıkmak, çökmesini sağlamak

Örnek:

1. Böyle bir bahar taşmasında, bizim kerpiç evi çökertti.

1. Böyle bir bahar taşmasında, bizim kerpiç evi çökertti.

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Moral bozmak, dağınıklığa yol açmak

Örnek:

1. Boş oturmak, aylak durmak insanı çabuk çökertir.

1. Boş oturmak, aylak durmak insanı çabuk çökertir.


çokgen
Anlamı:

1. isim , isim , matematik , matematik , isim , isim , matematik , matematik , Açı oluşturacak biçimde üç ve üçten çok kenardan oluşan kapalı şekil, poligon


Telaffuz : ço'kgen

çökkün
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çökmüş olan

Örnek:

1. Kumral saçlarının çevrelediği çökkün yüzünü eğerek elindeki iğne oyalı kar beyaz mendile uzun uzun sümkürdü.

1. Kumral saçlarının çevrelediği çökkün yüzünü eğerek elindeki iğne oyalı kar beyaz mendile uzun uzun sümkürdü.

2. zarf , zarf , mecaz , mecaz , zarf , zarf , mecaz , mecaz , Vücut, akıl ve ruhça gücü azalmış olan

Örnek:

1. Gerçekten de çökkün, üzgün ve zavallı bulmuştu onu.

1. Gerçekten de çökkün, üzgün ve zavallı bulmuştu onu.


çökkünleşme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çökkünleşmek işi


çökkünleşmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çökkün duruma gelmek


çökkünlük
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çökkün olma durumu

Örnek:

1. Üzerinde bir çökkünlük varsa da geçicidir.

1. Üzerinde bir çökkünlük varsa da geçicidir.


çokları
Anlamı:

1. zamir , zamir , zamir , zamir , Birçoğu

Örnek:

1. Çokları bunu, burnumun büyüklüğüne verir.

1. Çokları bunu, burnumun büyüklüğüne verir.


çoklarınca
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Birçok kimse tarafından


Telaffuz : çokları'nca

çoklu

İlgili Kelimeler:

çoklu gösterim, çoklu ortam, çoklu zekâ

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İçinde birden çok işlev barındıran


çoklu gösterim
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Görsel veya işitsel iletişim araçlarını bir arada kullanarak herhangi bir konuyu daha yönlü tanıtma, multivizyon


çoklu ortam
Anlamı:

1. isim , isim , bilişim , bilişim , isim , isim , bilişim , bilişim , Bilgisayarda metin, grafik, ses ve canlandırma ögelerini birleştirerek sunan ortam, multimedya


çoklu zekâ
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Birçok zekâ türünü bir arada kullanan zekâ


çokluk

İlgili Kelimeler:

çokluk eki, oy çokluğu

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu, çoğul, kesret, ekseriyet, teklik karşıtı

Örnek:

1. Güzel seslere fazla kapılma, onun çokluğu gönül öldürür.

1. Güzel seslere fazla kapılma, onun çokluğu gönül öldürür.

2. Çoğunluk

Örnek:

1. O akşam kibarların geleceğini, smokin hatta frakların çoklukta olacağını söyledi.

1. O akşam kibarların geleceğini, smokin hatta frakların çoklukta olacağını söyledi.

3. dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , Kelimelerin belirli eklerle birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi, çoğul, cem

4. zarf , zarf , zarf , zarf , Sık sık, çokça, çok kez

Örnek:

1. Ben çokluk ata binmediğim için birkaç ay içinde at toplandı, semirdi ve güzelleşti.

1. Ben çokluk ata binmediğim için birkaç ay içinde at toplandı, semirdi ve güzelleşti.


çokluk eki
Anlamı:

1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Getirildiği kelimenin birden çok olduğunu anlatan ek, çoğul eki


çoklukla
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Genellikle

Örnek:

1. Bazen yumurta pişiriyor, çoklukla yoğurt, peynir, salata, meyve, soğuk etler gibi şeylerle karın doyuruyordu.

1. Bazen yumurta pişiriyor, çoklukla yoğurt, peynir, salata, meyve, soğuk etler gibi şeylerle karın doyuruyordu.


Telaffuz : çoklu'kla

çökme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çökmek işi

2. jeoloji , jeoloji , jeoloji , jeoloji , Bir kısım yerin alttan yıkılarak alçalması

3. kimya , kimya , kimya , kimya , Boya içindeki pigmentin ve dolgu maddelerinin zamanla kabın dibinde tortu oluşturması


çökmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak

Örnek:

1. Toprak çökmek. Yol çökmek.

1. Toprak çökmek. Yol çökmek.

2. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak

Örnek:

1. Tavan çökmek. Döşeme çökmek. Ev çökmek.

1. Tavan çökmek. Döşeme çökmek. Ev çökmek.

3. -e , -e , -e , -e , Çömelmek

4. -e , -e , -e , -e , Oturmak, birdenbire oturmak

Örnek:

1. Soluk soluğa yere çöktü.

1. Soluk soluğa yere çöktü.

5. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak

Örnek:

1. Boz renkli bir kaya, tıpkı çökmüş bir hecin sırtını andırıyordu.

1. Boz renkli bir kaya, tıpkı çökmüş bir hecin sırtını andırıyordu.

6. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak

Örnek:

1. Kadının yanakları daha fazla çöktü.

1. Kadının yanakları daha fazla çöktü.

7. Basmak, yayılmak

Örnek:

1. Geceleri bazen öyle bir sessizlik çöküyor ki muharebenin bu yerlerde olduğuna insanın inanamayacağı geliyor.

1. Geceleri bazen öyle bir sessizlik çöküyor ki muharebenin bu yerlerde olduğuna insanın inanamayacağı geliyor.

8. Sis, duman vb. inerek kaplamak

Örnek:

1. Alaca karanlıklar çökerken köşk bahçesinin parmaklıklarında görünmektedir.

1. Alaca karanlıklar çökerken köşk bahçesinin parmaklıklarında görünmektedir.

9. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Sarsılıp dinçliğini yitirmek

Örnek:

1. Şayet iradesiz bir adamsanız az zamanda çürüyüp çökmeniz pek mümkündür.

1. Şayet iradesiz bir adamsanız az zamanda çürüyüp çökmeniz pek mümkündür.

10. Tortu dibe inmek

11. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Son bulmak, yıkılıp dağılmak

Örnek:

1. Bir gün vatan çöktü ve millî mabetler istila edildi.

1. Bir gün vatan çöktü ve millî mabetler istila edildi.

12. -e , -e , mecaz , mecaz , -e , -e , mecaz , mecaz , Yoğun bir biçimde duymak

Örnek:

1. Mustafa Kemal'in içine ilk defa bu lisede vatan kaygısı çöktü.

1. Mustafa Kemal'in içine ilk defa bu lisede vatan kaygısı çöktü.


çokrağan
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gür kaynak


çoksama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çoksamak işi


çoksamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Çok görmek


çoksatar
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , En çok satılan yayın


Telaffuz : ço'ksatar